Bodrum, harikaydı. Parkur Racing’de yepyeni bir otomobil yaptık. Muhteşem oldu. Tabii, denemelerini yapıyoruz, neler oldu, neler eksik, neler fazla diye. Bunları tespit etik; rallide birer lup yaptım. Test amaçlıydı. Çok iyi geçtiğini düşünüyorum. Otomobil de çok iyi. Bursa’ya kadar eksiklerini tamamlayacağız. Parkur’da herkes bunu üzerinde çalışıyor. Bodrum’da yarışta kalmadım, kendim bıraktım. Herhangi bir problem olmadı, sadece bir etabı üç silindir olarak geçtim, kablo çıkmıştı ve bu tamamen şanssızlık, bütün cırtlar bantlanmış bir tanesinde yoktu olmayacak şey yani. Öğleden sonra, yağmur olabilir dedim, ‘Kemal, çıkma’. Servis alanında geyik muhabbeti yaptık. Bodrum’da isteseydim finiş görürdüm, hiçbir engel yoktu ama ben görmek istemedim. Bir defa ben, kupa törenlerindeki kuyruklara, otellere gidip sıraya girmelere karşıyım, Mesela Bursa’da da bitirip tak’a çıkmayabilirim.
Ascona’yı harika buldum. Eksiklerinin başında süspansiyonun çok sert olması geliyordu. Almanya speclerine uygun asfalt süspansiyon taktık arabaya. Bizim asfalt tozlu, biraz sert geldi, araba çok kaydı. Bunun dışında hiç problem yoktu. Bodrum’la ilgili her şeyin başında üzücü olan kayıt sayısı. Bu gittikçe düşüyor, ama Bursa’da bunu çıkacağını umuyorum. Daha yakın ve maliyeti daha uygun bir ralli. Bursa’nın biraz daha zevkli olacağını düşünüyorum. Bodrum’da ilk gün, 90 km normal etap gidip sonra etap yapmak çok yorucuydu. Yolda bazı yarış otomobillerini trafik polisi çevirdi, bizim otomobilimiz kibardı, öyle çatı patı yoktu, çevrilmedik. Duju etabına girmeden önce ana yolda herkes lastik ısıtmak zorunda kaldı. İlk gün seyirci etabına giderken de Bodrum’un ana caddelerinde de lastik ısıtmaya kalktılar. Bunlar televizyonlarda haberlere çıktı, sosyal medyaya yansıdı. Bu, kötü bir imaj oldu, ama bu konuda sporcuların yapabileceği bir şey yoktu.
Seyirci etabı çok kaygandı. Seyirci etabında starttan etaba giderken Ascona’nın direksiyonuna ilk defa oturdum. Daha önce hiç kullanmamıştım. Seyirci etabını geçtim, otomobilin de fazla kaydığını hissettim. Seyirci etabında herkes kayıyormuş, ben de biraz mülayim bir şekilde yürüdüm. Bodrum’da rekabete gelince; Uğur Soylu’ya üzüldüm, bir yerde bir aksilik yaşamış, yoksa iyi gidiyordu. Kerem, 1’nci bitirdi, buna sevindim. Kupaya gelince, Gürsel çok sevdiğimi bir kardeşim, Toyota’sını federasyona sorarak getirmiş. Bunu federasyona da sordum. Ben, 50 yıllık yarış hayatımda hiç kimseye itiraz etmedim. Etmem de prensip olarak. Eğer kişi kendi hatasını biliyorsa bu ona yeterli. Federasyona da yazdım ve dedim ki, ‘bu otomobilin kupada yarışması abesle iştigal’. Kupada 4WD yoktu. Kupa, homologasyonu olup ta bitmiş olan grup H otomobillere açık. Bir de Open grup var, orada ne istersen yap. Yeter ki, teknik kontrolden geçsin. Ama Open kupaya dahil değil, puan alamıyor. Klasmanda görülüyor fakat bu da çok önemli bir şey değil. Durum beni rahatsız etmiyor ama olmaması gerekir. Ömer, 2WD MK2 ile kupanın bence en iyisi. Kupada daha yeni model arabalar da var, ama buna rağmen Ömer, çok iyi gidiyor.
Bodrum’da yarış günü hava bizi mahvetti. Aşağı iniyoruz, 20 derece. Arabanın içine biniyoruz 65 derece. Yukarıda 8 derece, valla hasta olduk. İlk defa Bodrum’da üşüttüm. Seyirci vardı, özellikle seyirci özel etabında. Diğer seyirci noktalarında da seyirci vardı. Çok kötü değildi ama hiçbir zaman eskisi gibi değil. Sezon planımızda bir değişiklik yok, Bursa ile devam. Sadece Kapadokya Rallisine girmeyeceğim. O sıcakta yarışmaya gerek yok. Sonrasında ise toprak rallilere otomobil değişikliği ile, MK2 veya ST ile girebilirim, ama Ascona’yı toprağa sokmayacağım. Bodrum’dan aklımda ne kaldı derseniz, çok kötü bir servis girişi kaldı derim. Deve meydanının tozu toprağına alışığız ama açılan o ikinci yolda arabanın altı vuruyor, taş toprak, bence çok kötüydü. Bursa’da kupada Ömer’in arkasından ikinci olmayı düşünüyorum. Bu konuda iddialıyım, hatta çok daha fazla ileri gidersem Ömer’i de geçebilirim. Dizim daha iyi. Otomobile alışıyorum, eski kurt’um. Bu işler belli olmaz ama Bursa’da iddialıyım.




Bir yanıt bırakın